Kış aylarında gazetelerde, kömür çarpmasından hayatlarını kaybedenlerin acı hikayelerine rastlarız. İyi yanmadan odaya alınan bir mangal veya maltız bu tip zehirlenmelerin başlıca nedenidir. Yeteri kadar oksijen (hava) ile karışmayan, yani iyi yanmayan kömür veya odun, kimyada karbon monoksit denilen ve (CO) harfleri ile gösterilen zehirli bir gaz çıkarır.Karbonmonoksit havadan daha hafif, renksiz, kokusuz bir gazdır. Kapalı bir yerde havadaki oranı yüzde bine çıkarsa,odadakileri bir iki saat içinde çarpar. Hasta'nın başı ağrır, kulakları uğuldar, büyük bir halsizlik duyar, göz kapakları ağırlaşır ve çok geçmeden de derin bir uykuya dalar. Zamanında müdahale edilmezse hasta komaya girer ve kurtarılması güç olur. Karbonmonoksit zehirlenmesinden (yani kömür çarpmasından) komaya girmiş bir hasta derhal bir hastaneye kaldırılmazsa ancak 2-3 saat yaşayabilir. Komaya giren hastanın yüzü morarır,solunum, hızlanır, nabız düzensiz atmaya başlar. Bu durumdaki bir hastayı, vakit kaybetmeden bir hastaneye nakletmek, lâzımdır. Şayet bu imkan yoksa,yapılacak en iyi şey, hastayı hemen açık havaya çıkarmak ve yüzükoyun yatırarak omuzlarından beline, doğru olmak üzere ciğerlerine bastırarak suni solunum yaptırmaktır. Şayet mevcutsa "Coramine” veya "Cardiozol" gibi ilaçlar vererek kalbi kuvvetlendirmek yerinde bir hareket olur. Kömür çarpması sonunda komaya giren hasta çok defa öldü sanılır. Oysa bıkmadan, yorulmadan devam edilen suni solunum çalışmaları ile öldüğü sanılan hastaların tekrar haya ta döndükleri çok görülmüştür. Karbonmonoksit zehirlenmesinden komaya girenlerin, komadan kurtulduktan sonra derhal bir doktora başvurmaları gereklidir. Zira zehirlenmenin şiddetine göre,kalpte,böbreklerde, karaciğer, sinir sistemi merkezinde veya akciğerlerde arızalar meydana gelmiş olabilir